Huawei’nin uzun zamandır beklenen üçe katlanan telefonu Mate XT, Çin’de düzenlenen etkinlikle resmi olarak tanıtıldı. İşte Mate XT’nin özellikleri ve fiyatı…
Huawei Mate XT resmi olarak tanıtıldı ve böylece Çinli şirket, katlanabilir telefonları yeni bir noktaya taşıdı. Mate XT, Dünya’nın ilk üçe katlanabilen, üç ekranlı akıllı telefonu olarak, daha önce hiçbir cihazda olmayan yeni bir tasarım sunuyor. Mate XT‘nin 10,2 inçlik ekranı, açıldığında rakiplerinden oldukça büyük bir ekranla kullanıcılarına tablet benzeri bir deneyim sunuyor.
Mate XT’nin iki menteşesi, cihazın Z şeklinde katlanmasını sağlıyor. Telefon katlandığında 6,4 inçlik bir akıllı telefon ekranına sahip olurken, tamamen açıldığında 10,2 inç boyutuna ulaşıyor. İsteyen kullanıcılar, cihazlarını sadece kısmen açarak 7,9 inçlik bir ekran boyutuyla da cihazı kullanabiliyor.
Ancak bütün bu katlama mekanizması düşünüldüğünde, Mate XT bekleyeceğinizden daha ince bir profil sunuyor. Hatta, katlandığında ulaştığı sadece 12,8 mm ile Samsung’un Galaxy Z Fold 6 cihazından daha ince olmayı başarıyor.
Donanım tarafında ise Kirin 9010 5G çipseti dikkat çekiyor. Telefon, 66W kablolu şarj ve 50W kablosuz şarj desteğine sahip olan 5.600mAh’lik bir batarya içeriyor.
Kamerası da 50MP ana, 12MP ultra geniş lens ve 5,5x hibrit optik yakınlaştırma için 12MP periskop lensleriyle oldukça dikkat çekici bir düzene sahip. Stratejik bir şekilde ekranın en sol tarafına yerleştirilmiş olan 8MP’lik ön kamera da hem katlanmış hem de katlanmamış durumlardayken selfie çekimleri ve görüntülü görüşmeler için etkili bir seçenek sunuyor.
Çin’de 19.999 yuan’dan (yaklaşık 2.800 dolar) başlayan fiyatlarla satışa sunulan Mate XT gerçekten de üst seviye bir ürün olarak dikkat çekiyor. Mate XT’nin Çin dışında nerelerde sunulabileceği şimdilik bilinmiyor ve Huawei henüz küresel lansman planlarını açıklamış değil.
General Mobile, telefon piyasasını karıştıracak iki yeni model ile geldi. Düşük fiyat seviyesine rağmen güçlü yetenekleriyle kullanıcılarını mutlu edecek Era 30 ve Era 50, giriş seviyesi fiyatına karşılık, üst segment telefonların yeteneklerini aratmıyor.
Şu sıralar 10 bin TL altında eli yüzü düzgün bir telefon arıyorsanız yeni 2 seçenek var. General Mobile Era 30 ve General Mobile Era 50. Era 30 ve Era 50, 10 bin liranın altındaki fiyatlarına karşın güzel özellikleri, güncel işletim sistemiyle birlikte sunuyor.
Box tasarımıyla şık ve modern bir görünüme ulaşmış, farklı renk seçenekleriyle her zevke hitap eden telefonlar, yapay zeka destekli kameralarıyla dikkat çekiyorlar. Her 2 telefon da kameralarıyla dikkat çekerken, Era 30, 50 MP ana kamera performansı sunarken, Era 50 ise yapay zeka kullanımıyla 108 MP’lik fotoğraflar çekebiliyor.
Günlük kullanımlarda yeterli performansı sunan telefonlardan Era 30’da 4 GB RAM, Era 50’de ise 6 GB yer alıyor. Ancak bunlara genişletilmiş RAM takvisyesinde bulunarak telefonları hızlandırabiliyorsunuz. Benzer şey depolama alanı için de geçerli. Her 2 telefonda da microSD kart desteği var ve ayrıca bir General Mobile klasiği olarak çift SIM kart desteği bulunuyor.
5000 mAh yüksek kapasiteli pillerle gelen iki telefon da, kullanıcılarını şarj konusunda üzmeden iki gün kadar şarj istemeden çalışmaya devam ediyorlar.
General Mobile Era 30 7599 TL’ye alıcı bulurken, Era 50’nin fiyatı ise 9599 TL.
Sony, her yıl iki amiral gemisini piyasaya sürme geleneğini rafa kaldırabilir: Bu yıl yeni bir Xperia 5 VI hiç olmayabilir…
Görünüşe göre Sony, her yıl iki yeni üst seviye Android telefon sunma geleneğini bozmak üzere. Japon devi, genellikle Xperia 1 amiral gemisi serisini ve daha ucuz, daha uygun fiyatlı Xperia 5 serisini her yıl yeniliyor. Ancak görünene göre bu yıl, Sony hayranları için yeni bir Xperia 5 VI akıllı telefonu sunulmayacak.
Japon basın kurumu Impress Watch’un bildirdiğine göre Sony, bir basın toplantısı sırasında bu yıl Xperia 5 VI’nın piyasaya sürülmeyeceğini doğruladı. Bunun yerine akıllı telefon OEM’i geçtiğimiz yılın Xperia 5 V sürümünü sürdürecek. Bu durum, Sony akıllı telefon hayranlarının bu yıl seçeneklerinin geçtiğimiz yılın Xperia 5 V’i ve Mayıs 2024’te piyasaya sürülen Xperia 1 VI ile sınırlı olacağı anlamına geliyor.
Ayrıca Sony, neden böyle bir karar aldığını da açıkladı. Etkinlikteki Sony temsilcilerine göre “kullanıcı ihtiyaçlarındaki” bir değişiklik nedeniyle bu karar alındı. Bu karar, Xperia 5 sahiplerinin Xperia 1 modellerine doğru kaydığının işareti olabilir.
Xperia 5 serisi, Xperia 1 telefonlarıyla hemen hemen aynı özellikleri sunsa da, kompakt form faktörü bir dezavantaj gibi görünüyor. Tüketicilerin giderek daha büyük ekranlı telefonları tercih ediyor olması Sony’nin bu kararı vermesinin nedenini açıklıyor.
Elbette Sony’nin bu kararı almış olması önümüzdeki yıl da yeni bir Xperia 5 modeli sunmayacağı anlamına gelmiyor. Xperia 5 serisinin geleceği şimdilik belirsizliğini koruyor. Sony, Xperia 5 serisini “kullanıcı ihtiyaçları” göz önünde bulundurarak yeniden tasarlayabilir ve satışa sunabilir.
General Mobile, telefon piyasasını karıştıracak iki yeni model ile geldi. Düşük fiyat seviyesine rağmen güçlü yetenekleriyle kullanıcılarını mutlu edecek Era 30 ve Era 50, giriş seviyesi fiyatına karşılık, üst segment telefonların yeteneklerini aratmıyor.
Evet, General Mobile, Era serisiyle 10 bin TL altı fiyatlara iyi özelliklere sahip akıllı telefon arayanlara güzel bir müjde verdi. Geçtiğimiz günlerde yeni Era serisi telefonlarını tanıtan General Mobile, bu serisinde 2 farklı modelle karşımızda; bunlardan biri Era 30, diğeri ise Era 50. Her 2 telefon da elimizde, bir süredir kullanıyoruz; bugün sizlere bu 2 telefon hakkında bilmeniz gereken her şeyi anlatacağız. Ancak baştan şunu söyleyelim: Giriş seviyesinde bir fiyat etiketiyle kullanıcılara ulaşan Era serisi, fiyatından hiç beklenmeyen özelliklere sahip olmasıyla dikkatimizi çekmeyi başardı. İki telefon da, daha üst segmentte görmeye alıştığımız şık tasarım, güçlü kameralar, yüksek depolama ve hafıza boyutu, geniş pil kapasitesi ve stereo hoparlör gibi özelliklerle geliyor. Daha fazla beklemeden, bu telefonu anlatmaya başlayalım…
General Mobile Era 30 ve Era 50’nin Tasarımı Nasıl?
Era serisi telefonlar, 6.6 inç ve 6.78 inç boyutlara sahip cihazlar. İki telefon da günümüzün popüler dizaynı olan box tasarımıyla üretilmiş. Yani iPhone 15 ve Google Pixel 9 tarzı bir tasarımı var ve bu yönüyle gayet güzel görünüyorlar.
Telefonlardan küçük kardeş Era 30, Kozmik Siyah ve Yıldız Beyazı’ndan oluşan 2 renk seçeneğiyle geliyor. Abisi Era 50 ise 3 farklı renk seçeneği sunuyor. Bunlar, Yeşil Zarafet, Muhteşem Siyah ve Ayışığı Beyazı olarak isimlendirilmiş.
İki model de arka kapakta 3 kameradan ve flaştan oluşan bir kamera adasına sahip. Era 50’de kamera adası ayrı bölümle kendini daha belli ederken, Era 30’da lensler direkt gövde üzerinde yükseliyor.
Elbette telefonlar, box tasarımının olmaz olmazı metalik görünümlü çerçeve ile kaplıyken ön yüzdeki selfie kamerasının tasarımıyla birbirlerinden ayrılıyorlar. Era 50, ekran altında yer alan bir kamera deliğine sahipken, Era 30 ise üst çerçeveden ekrana akan su damlası formlu bir selfie kamerası sunuyor.
2 telefon da gayet keskin kenarlara sahip ve düz bir panelden oluşuyorlar. Bu yönüyle günümüzün çoğunluğuna yayılmış kavisli hatlara sahip telefonlara kıyasla fark yaratıyorlar. Bu arada elbette bir General Mobile klasiği olarak her 2 telefon da çift hat desteğine sahip. Her 2 telefonda da SIM kart çekmecesi sol kenarda yer alırken, aynı yerde microSD kart için bir alan da bulunuyor. Böylece telefonların hafızasını artırabiliyorsunuz. Era 30, 256 GB’a kadar microSD kartlarını kabul ederken, Era 50’de hafızayı tam 1 TB’a kadar yükseltmeniz mümkün. Bu arada Era 50’nin bu çekmecesinin hemen altında özel bir tuş da yer alıyor.
General Mobile, bu tuşu Dinamik Buton olarak isimlendirmiş. Bu dinamik butona dilediğiniz uygulamayı atayarak, her dokunuşunuzda kişiselleştirilmiş bir deneyim yaşayabiliyorsunuz. Örneğin, bu buton bir uygulamayı açabilir, ekran görüntüsü alabilir, ses kaydını açabilir ya da telefonun fenerini açarak karanlıkta ışık sağlayabilir. Tüm bunları, sadece telefonun yanındaki açma kapama düğmesine basarak bir anda çalıştırabilmek günlük kullanımda büyük bir kolaylık sağlıyor. Bastığınızda hangi uygulamanın çalışmasını istediğinizi Ayarlar menüsü altındaki Hızlı Erişim Tuşları kısmından belirleyebiliyorsunuz.
Bunların yanı sıra her 2 telefonda da parmak izi sensörü, güç butonuna entegre edilmiş. Bu sayede kolayca ve güvenle telefonu açabiliyorsunuz. Elbette bunun yanında kamera yoluyla yüz tanıma özelliği de mevcut. Her 2 yöntem de fazlasıyla hızlı ve doğru çalışıyor.
Peki tasarımından öte, Era 30 ve Era 50’nin hangi yeteneklere sahipler? Gelin, şimdi telefonların kameralarına ve ekranlarına bakalım.
General Mobile Era 30 ve Era 50’nin Ekran Özellikleri Neler?
Evet, başta da söylemiştik; her 2 telefon da 10 bin TL’nin altında fiyatıyla dikkat çekiyor. Bu fiyatına karşın tasarımıyla elegan görünen telefonlar, ekran ve kamera noktalarında da aynı çizgiyi sürdürüyor. Öncelikle telefonların ekranlarından başlayalım.
Era 30, 6.6 inç büyüklüğünde IPS panelden oluşuyor. Ekran çözünürlüğü Era 50’ye göre biraz daha mütevazı, 720×1600 piksel şeklinde HD+ görüntü sunuyor. Ancak ekran yenileme hızı konusunda onu yakalıyor ve 90Hz tazeleme hızına erişebiliyor. Bu da telefonun akıcı bir görüntü deneyimi sunmasını sağlıyor. Era 50’nin ekran boyutu ise dediğimiz gibi 6.78 inç. Burada da IPS panel tercih edilmiş, böylece renkler doygun görünüyor.
Era 50’de ekran çözünürlüğü 1080×2460 piksel çözünürlüğünde. Bu sayede görüntü konusunda FHD+ çözünürlük ile üst segment modellerden aşağı kalmıyor. Ve yine Era 50’de de 90Hz tazeleme hızı mevcut. Ekran yenileme hızını her 2 telefonda da ister 60Hz’e sabitleyebiliyor, ister 90Hz olarak belirleyebiliyorsunuz. Eğer ekrandaki içeriğe göre ayarlanmasını istiyorsanız bunu Dinamik olarak seçmeniz yeterli. Böylece telefon aynı zamanda pil tasarrufunda da bulunuyor.
Bu arada 2 telefon arasında multimedya kullanımı noktasında bir farklılık olarak, Era 50’de stereo hoparlör bulunduğunu söylemek lazım. Bu sayede Era 50 ile film, dizi, video izlerken ya da oyun oynarken daha etkili bir ses deneyimi elde edebiliyorsunuz.
General Mobile Era 30 ve Era 50’nin Kameraları Nasıl?
General Mobile, Era 30 ve Era 50’de kameralarıyla dikkat çeken telefonlar üretmiş. Tasarım noktasında zaten kendini fazlasıyla gösteren bu kameralar, konu işlevsellik olduğunda da geniş bir özellik yelpazesi sunuyor; özellikle segmentindeki diğer uygun fiyatlı telefonlar göz önüne alındığında kameralarıyla ilgi çekici olmayı başarıyor her 2 telefon da.
Hem Era 30 hem Era 50’nin ana kamerası 50 MP ölçüsünde. Telefonlardaki ikinci kamera 2 MP’lik makro lens olurken, 3’üncü kamera ise derinlik sensörü olarak çalışıyor. Ancak bunların yanında Era 50’nin bir yeteneği daha var: Süper Piksel. Era 50’yi Süper Piksel moduna aldığınızda, fotoğraf çekerken yapay zekadan yardım alıyor ve çekilen kareeyi 108 MP kalitesine yükseltebiliyor. Bu da daha yüksek çözünürlüklü, daha net, ayrıntı seviyesi daha yüksek kareler yakalamanıza yardımcı oluyor. Bizce fazlasıyla hoş bir dokunuş olmuş. Yani Era 50 için aslında 4 kameralı bir akıllı telefon diyebiliriz.
Telefonların kameraları günlük kullanımda güzel kareler yakalamaya imkan tanıyor. Pek çok moda sahipler bu arada. Arayüzde zengin seçenekler
yer alıyor. Makro moduna alarak yakın plan fotoğraflar çekebilir, portre modunda bokeh, yani alan derinlikli kareler elde edebilirsiniz. Arayüzden Daha Fazla kısmına tıkladığınızda ise, burada envai çeşit seçenek çıkıyor. Filtreli çekimler yapabilir, profesyonel modu kullanabilir, akıllı tarama ve güzelleştirme seçeneklerini değerlendirebilir veya AI Emoji ile eğlenceli kareler yakalayabilirsiniz. Elbette bunların yanı sıra Gece modu da telefonlarda yer alıyor.
Ön kameralara geldiğimizde, Era 50’de 32 MP’lik bir ön kamera yer alırken, Era 30’da ise selfie kamerası 8 MP şeklinde. Her 2 telefon da gün içinde çekilen selfie fotoğraflarında güzel fotoğraf örnekleri alabiliyor. Ayrıca tıpkı arka kameralarla olduğu gibi ön kameralarla da her 2 telefonda da Full HD video kaydı yapabiliyorsunuz.
Bunların yanı sıra yapay zeka yetenekleri sadece Era 50’yle sınırlı değil. Era 30 da AI modları destekliyor. Yapay zeka sayesinde sahne algılama yetenekleriyle güzel fotoğraf ve videolar çekebiliyor, öte yandan video noktasında ağır çekim ya da hyperlapse videolar kaydedebiliyorsunuz. Açıkçası giriş seviyesi telefonlarda bunca özelliği bulmak pek mümkün değil. Bu anlamda marka, telefonlarına kamera konusunda gerekli yatırımı yapmış.
General Mobile Era 30 ve Era 50’nin Performansı Nasıl?
Evet, gelelim bir diğer mühim konuya. Era 30 ve Era 50, genel kullanım noktasında nasıl bir performans gösteriyor? Öncelikle şunu söyleyerek başlayalım. Her 2 telefon da güncel işletim sistemi olan Android 14 ile geliyor. General Mobile markasını bilenler bilir, şirketin işletim sistemi güncellemeleri konusunda her zaman en güncel yazılımı desteklediğini biliyoruz. Telefonlarda en son Android sürümü olan Android 14 mevcut ve bu da Era serisinde Android’in en son teknolojilerini ve uygulamalarını çalıştırabileceğiz anlamına geliyor. Kaldı ki, bunu telefonun günlük kullanımında her adımda fark ediyorsunuz. Yani giriş seviyesi bir telefon aldığız için eskimiş ve güncellenmeyen bir işletim sistemine mahkum kalmayacaksınız.
Teknik kadroya baktığımızda, General Mobile yeni Era serisinde MediaTek’in Helio serisinden G36 ve G88 işlemcilerini tercih etmiş. Her 2 işlemciyi de biliyor ve tanıyoruz, telefonların sınıflarına ve fiyatlandırmalarına uygun seçimler olmuş. Bunlardan Era 30’da bulunan Helio G36 işlemci, 2.2 GHz hızına değin ulaşabiliyor ve 8 çekirdek barındırıyor. Ayrıca cihaz 4 GB RAM ve 4 GB da Genişletilebilir RAM ile toplam 8 GB’lık hafıza sunarken 128 GB depolama alanıyla geliyor. Genişletilmiş RAM özelliğini, Hafıza Genişletme menüsünden açabiliyorsunuz. Daha önce söylediğimiz gibi depolama alanını da microSD kart yuvasına takacağınız microSD kart ile 256 GB’a kadar artırabilmeniz mümkün. Bu donanım profili, günlük işlemlerinizi yapabilmeniz için yeterli performansı sunuyor.
Era 50’ye geldiğimizde ise elbette Era 50’nin performans açısından daha güçlü olduğunun altını çizmemiz lazım. Zira bu telefonda kullanılan işlemci MediaTek Helio G88. 8 çekirdekli yapıda tasarlanan bu işlemcinin maksimum hızı 2.0 GHz. Grafik işlemcisi ise Arm Mali-G52 MC2. 6 GB RAM’ı bulunan telefon, yine genişletilmiş RAM özelliğiyle RAM kapasitesini 12 GB’a çıkarabiliyor. Elbette bu da ona performans noktasında itici güç sağlıyor. Era 50, piyasada 128 GB ve 256 GB şeklinde 2 farklı depolama seçeneğiyle satılıyor. Her 2 durumda da hafıza sıkışması gibi bir sorun yaşamıyorsunuz, zira microSD kart desteği tam 1 TB’a kadar olan kartları destekliyor.
Era 50 ile ihtiyacınız olacak uygulamaları çalıştırabilirken, totalde 12 GB RAM’i sayesinde, arka planda bekleyen uygulamalar arasında rahat geçiş yapabiliyorsunuz. Her 2 telefonun da giriş seviyesine göre performansları konusunda yeterli durumda olduğunu söyleyebiliriz. Elbette bunda ekranlarının 90Hz tazeleme hızında olmasının katkısı da büyük, böylece akıcılığa katkıda bulunuluyor. Ve buna bir de dip not ekleyelim: Telefonlarda DuraSpeed isimli bir özellik bulunuyor. Bunu optimize ettiğinizde, arka plandaki uygulamaları kısıtlayarak ön plandaki uygulamaları hızlandırmaya yardımcı oluyor. Bu da size performans artışı olarak dönüyor.
Son olarak her 2 telefonda da NFC desteğinin yer aldığı bilgisini verelim. Bu da giriş seviyesi telefonlarda pek bulunmayan bir özellik. Bu sayede temazsız ödeme işlemlerinizi telefonla halledebiliyorsunuz -ki gündelik yaşamda çok ihtiyaç doğuyor.
General Mobile Era 30 ve Era 50’nin Şarjı Nasıl, Tüm Gün Dayanıyor mu?
Evet, şarj konusu telefon kullanıcıları için en hassas özelliklerden biri. Dünyanın en iyi telefonuna da sahip olsanız onu sürekli şarj etmek zorunda kalmak herkesi çıldırtabilir. General Mobile kullanıcılarını bu konuda üzmemek için, 2 telefonda da 5000 mAh’lik yüksek kapasiteli pil kullanmış. Bu pil boyutunun, telefonları yaklaşık 2 gün boyunca şarj gerektirmeden çalıştıracak kadar büyük olduğunu söyleyelim. Telefonu çok aktif kullanan biri değilseniz, bu süre daha da uzayabilir.
Era 30’un pilini 18W ile şarj etmek mümkünken, abisini ise 33W ile hızlı şarj edebiliyorsunuz. Bu şarj aletlerinin kutu içeriğinde yer alması da sevindirici. Bu arada kutu içinden silikon kılıf ve kulaklık da çıkıyor. Bunlar da ekstrası. İlla kutudan çıkan kulaklığı kullanacaksınız diye bir şey de yok, telefonlarda 3.5 mm kulaklık girişi bulunuyor.
Sonuç
Evet, General Mobile’ın yeni Era serisi telefonları, kullanıcılarına şık bir tasarım ve zengin yetenekler sunarken, bunu 10 bin liranın altında kalan fiyat seviyesiyle de ekonomik bir düzeyde tutmayı başarıyor. Bu sayede aslında güçlü birer fiyat/performans telefonu olan Era 30 ve Era 50, yapay zeka destekli kameralarıyla sosyal medya paylaşımlarınızda yanınızda oluyor, yeterli donanımıyla da gün boyunca ihtiyacınız olan uygulamaları rahatlıkla çalıştırmanızı sağlıyor. Fiyat/performans konusunda başarılı olan telefonların, diğerlerinden çok sevildiği de bir sır değil ve yeni Era serisi de bu konuda tüm dikkatleri üzerine çekecek gibi görünüyor. Video boyunca her 2 telefon için de 10 bin TL altı dedik, peki, fiyatlar neler? General Mobile Era 30 7599 TL, General Mobile Era 50 ise 9599 TL fiyatlarla satın alınabiliyor. Bu noktada seçim her zaman olduğu gibi yine sizin.
ERA 30 Teknik Özellikler
İşletim Sistemi Android 14
İşlemci MTK Helio G36
Çekirdek 8
İşlemci Hızı 2.2GHz & 1.6 GHz
Ekran 6.6 inç IPS
Bellek (RAM) 4 GB RAM + 4 GB Genişletilmiş RAM
Grafik İşlemci IMG GE8320
Dahili Depolama 128 GB
Arttırılabilir Hafıza 256 GB
Ön Kamera 8 MP
Arka Kamera 50MP & 2MP & 0.08MP
Batarya 5000 mAh
Şarj 18W
Parmak İzi Okuyucu Var
Yüz Tanıma Var
Wi-Fi Var
GPS Var
LTE Var
NFC Var
Boyutlar 164.5x76x8.9 mm
Ağırlık 196 gr.
ERA 50 Teknik Özellikler
İşletim Sistemi Android 14
İşlemci MediaTek Helio G88
Çekirdek 8
İşlemci Hızı 2.0GHz & 1.8 GHz
Ekran 6.78 inç IPS
Bellek (RAM) 6 GB RAM + 6 GB Genişletilmiş RAM
Grafik İşlemci Mali-G52 MC2
Dahili Depolama 128 GB / 256 GB
Arttırılabilir Hafıza 1 TB
Ön Kamera 32 MP
Arka Kamera 108MP & 2MP & 0.08MP
Batarya 5000 mAh
Şarj 33W
Parmak İzi Okuyucu Var
Yüz Tanıma Var
Wi-Fi Var
GPS Var
LTE Var
NFC Var
Boyutlar 168.57×76.57×8.35 mm
Ağırlık 200 gr.
Not: Bu incelemedeki ürün General Mobile tarafından tedarik edilmiştir.
Telefon üreticisi TECNO’nun, sevilen SPARK serisine yeni bir model eklendi. Serinin en üst modeli olan SPARK 20 Pro’nun da bir üst edisyonu olarak tasarlanan SPARK 20 Pro+, kavisli ekranı ve zengin donanımıyla beğeni topluyor. Peki, gerçekten öyle mi? İnceledik!
Şimdi cebimde 15 bin lira para var ve bununla hangi telefonu alacağım konusunda kararsızım diyorsanız bu video size seçim yapmanız konusunda yardımcı olabilir. Elimde şu an TECNO’nun Spark serisinden yeni bir model olan SPARK 20 Pro+ var ve bu telefon özellikle tasarımıyla orta segment modeller arasında dikkat çekiyor. Ancak yine de bu paraya değer mi, ne gibi özellikleri var, gün sonunda sizi tatmin eder mi; tüm bu soruların cevaplarını ve fazlasını bu bölümde bulacaksınız.
TECNO’nun SPARK serisi telefonları uzun zamandır piyasada beğeni topluyor. Serinin telefonları uygun fiyat politikasıyla da orta segment için adını duyuran modeller olarak dikkat çekiyor bildiğiniz gibi. Marka, şimdi serinin son telefonu olan SPARK 20 Pro’nun daha da geliştirilmiş versiyonu olan SPARK 20 Pro+ ile geldi. Yeni telefon, her şeyden önce Premier bir tasarım sunmayı amaçlıyor. Ancak tüm cazibesi lüks görünümüyle sınırlı değil. Çift taraflı kavisli ekranı, ince formu, kameraları, yüksek oyun performansı vermesi için tasarlanmış işlemcisi ve diğer gelişmiş özellikleriyle SPARK 20 Pro+ orta segmentte görmeye çok alışık olmadığımız bir telefon olmuş.
TECNO SPARK 20 Pro+’ın Tasarımı Nasıl?
Öncelikle her zaman olduğu gibi söze tasarımla başlayalım istiyoruz. TECNO, SPARK 20 serisiyle elegant bir çizgi yaratmaya odaklanmıştı. Serinin son modeli SPARK 20 Pro+ ile bu hedefinde üst noktaya ulaştığını görüyoruz. Pro+ edisyonu, serinin önceki modellerinden farklı olarak 6.78 inç boyutunda ekranı çift kavisli bir ekran tasarımı ile ekran kenarlarının oldukça inceltildiği bir formda karşımıza getiriyor. Ayrıca arka yüzdeki kamera adası da yuvarlak bir forma dönüşmüş. Bu yeni tasarım, Pro+ edisyonunu, kalın çerçeveli boxy tasarıma ve dörtgen kamera adasına sahip önceki modellerden keskin şekilde ayırıyor ve yepyeni bir telefona dönüştürüyor. Bu da telefonu tasarım anlamında daha premium bir havaya sokmuş.
Telefon, Orbit Siyahı, Ayışığı Beyazı, Yıldız Tozu ve Magic Skin 2.0 Yeşili olarak isimlendirilmiş 4 farklı renk seçeneğiyle piyasaya çıkıyor. Magic Skin 2.0 ismi verilen yeşil versiyonda telefonun arka yüzü suni deri ile kaplanmış olarak geliyor bu arada. Deri kaplı telefon sevenler için güzel bir seçenek.
Telefonun kalınlığı 7,55 mm. Hem önden kavisli ekranı, hem de arkadaki kavisli kapağı sayesinde avuç içinde tutarken çok ince bir telefon hissi uyandıran modelin ağırlığı da sadece 174 gram.
SPARK 20 Pro+’nun ön kamerası, ekranın içine delik tasarımıyla yerleştirilmiş. Bu kamera deliğinin üzerinde dinamik ada uygulamasının çalıştığını da vurgulayalım. Bu dinamik ada, yüz tanıma, telefonu şarja taktığınızda gibi bazı noktalarda kendini belli ediyor. Bunu Ayarlar menüsünden Ekstra Özellikler kısmında göreceğiniz Dynamic Port kısmından belirleyebiliyorsunuz. Güzel bir dokunuş olmuş.
Dediğimiz gibi SPARK 20 Pro+ çok ince bir telefon. Elbette ses açma ve güç butonu da buna göre tasarlanmış ve bu tuşlar da ince şekilde telefonun sağ kenarına yerleştirilmiş. Telefonun USB-C portu ve SIM kart çekmecesi de altında yer alıyor. Bu çekmecede 2 SIM kartınız için de yer var, ancak microSD kart desteği maalesef yok. Yani bu telefonun hafızasını fiziksel olarak artıramıyorsunuz.
Hoparlörler ise çift taraflı. Hem üstte hem altta yer alıyor. Güzel bir ses çıkışına sahip. DTS ve Hi-Res Stereo ses sistemi var ve öte yandan hoparlörler, Stereofonik Ses teknolojisi ile telefon ekranını ters çevirdiğinize, sağ ve sol yönü kendisi tespit ediyor. Böylece ses çıkışının sağ ve sol kanalını daima ekranın size bakan yönüne göre ayarlıyor. Sese dayalı bir diğer güzel yanı ise, Volume Plus özelliğinin bulunması. Volume Plus, telefonunuza gelen aramalarda ses açma tuşuna basılı tutarak mevcut ses düzeyini yüzde 200 oranında artırma olanağı tanıyor. Bu da gürültülü ortamlarda rahat bir telefon konuşması yapabileceğiniz anlamına geliyor.
Tasarım konusunda son olarak, telefonun suya ve toza dayanıklılık konusunda IP53 sertifikasına sahip olduğunu hatırlatmak lazım. Bu sertifika, su sıçramalarına karşı telefona koruma sağlıyor. Yani acil anlarda yardımcı olabilir, ama telefonu havuza sokmak veya musluk altında yıkamak gibi fantezilere girişmenizi önermiyoruz.
Bu arada kutu içeriğinden de bahsedelim. Telefonun kutusunda 33’lık şarj cihazı ve kablosu var. Ayrıca USB-C’li bir kulaklık da geliyor olması güzel. Ancak koruma için bir silikon kılıf yer almıyor. Bunu ayrıca temin etmeniz gerekecek.
TECNO SPARK 20 Pro+’ın Ekran Özellikleri Neler?
Evet, bu telefonun görsel açıdan en vurucu özelliklerinin başında, çift kavisli ekranın geldiğini belirtmiştik. Bu çift kavisli ekranı daha çok üst segment telefonlarda görmeye alışkınız. 15 bin lira bandında bir fiyata sahip olan SPARK 20 Pro+ üzerinde çift kavisli bir ekran görmek, kenar çerçevelerinin yok denecek kadar az olması gerçekten telefonu hem çekici kılıyor hem de kullanım anlamında deneyimi olumlu yönde etkiliyor.
Ekranın teknik değerleri ve bunun kullanıma etkileri de iyi bu arada. 6.78 inç boyutunda bir ekranı olan telefonun, çözünürlüğü 1080×2436 piksel seviyesinde. Ayrıca 120 Hz tazeleme hızına sahip ve 1000 nite kadar parlaklık sunuyor. Bu da hem kullanım noktasında akıcı bir imkanı tanıyor, hem parlak güneş ışığı altında görünürlüğü iyi seviyeye taşıyor.
AMOLED panelden oluşan ekranın sağladığı görüntü gayet iyi. Renkler oldukça canlı şekilde görüntüleniyor. Ekranı kendinize göre optimize edebiliyorsunuz. Ekran ayarları kısmında bununla ilgili çokça seçenek var. Renk stilinden renk tonlarını belirleyebilir, ekran yenileme hızını 120Hz, 60Hz veya dinamik şekilde seçebilir, göz bakımı ile mavi ışığı azaltabilirsiniz. Ayrıca parlaklığa ilişkin uyarlanabilir ve yüksek parlaklık modlarını da yine buradan ayarlayabilirsiniz.
Bu arada ekranda Corning Gorilla Glass 5 camı kullanıldığını da hatırlatalım. Bu da ekranın darbelere, düşmelere karşı dayanıklılığının yüksek olması anlamına geliyor. Elbette yine de düşürmemekte yarar var.
Parmak izi sensörü de ekrana entegre şekilde geliyor. Ayrıca ön kamera yoluyla yüz tanıma fonksiyonu da var ve bu özelliğin de fazlasıyla hızlı cevap verdiğini yeri gelmişken söyleyelim.
TECNO SPARK 20 Pro+’ın Kameraları Nasıl?
Gelelim kameralara. Dediğimiz gibi TECNO bu modelde ana kamerayı dairesel bir ka
mera adasının içine yerleştirmiş. TECNO SPARK 20 Pro+, 108 MP boyutunda ana kameraya sahip. Bu kamera 3 kat sensör içi yakınlaştırma sağlayabiliyor. Dijital olaraksa 10 kat yakınlaşma yeteneği sunuyor. Bu ikisi birleştiğinde, orta segmente göre güçlü bir yakınlaştırma yeteneği ortaya çıkıyor.
Arka kamera adasında ayrıca makro ve derinlik sensörleri de yer alıyor. Kamera adasının yanında ise flaşı görebilirsiniz. Ancak bu flaş, sade bir flaş değil, zira çok yüksek boyutta ışık yayıyor. Flaş ışıkları 4 adet ve çift ton şeklinde yerleştirilmiş. Marka buna “Süper Flaş Algoritması” ismini vermiş -ki gerçekten çok güçlü, açıp bakmanızı önermeyiz. Bir süre baktığınız her yerde ışık görüyorsunuz. Telefon ortamdaki ışığa göre spot ışığının gücünü ayarlayabiliyor. Böylece karanlık ortamda fotoğraf çekmek çok kolaylaşıyor. Ayrıca TECNO, flaş ışığına verdiği önemi, sadece arka kamerayla sınırlamamış, telefonun önünde de ön flaş ışığı yer alıyor. Bu da ön kamera ile fotoğraf çektiğinizde veya kayıt aldığınızda işinize bir hayli yarayacaktır. Özellikle Instagram ve TikTok gibi platformlara içerik üretiyorsanız, canlı yayınlar açıyorsanız bu hoşunuza gidecektir diye düşünüyoruz.
Flaşlardan bu kadar bahsetmişken, telefonun gece modu olduğundan da bahsedelim. TECNO düşük ışık senaryolarını sadece flaş ile geçmemiş. SPARK 20 Pro+’ta Süper Gece modu yer alıyor. Arayüzde bunu görebiliyorsunuz. Markanın deyimiyle telefonda, “Nonapiksel Plus” isminde bir kamera teknoloji bulunuyor. Bu teknoloji kamera piksellerinin birleşerek boyutlarının büyümesini sağlıyor. Bu sayede de tek bir pikselin ışık duyarlılığını yüzde 900 oranında artırıyor. Yaptığımız çekimlerde de güzel sonuçlar aldık, ancak sonuçların çok etkileyici durduğunu söylemesi zor, yalnız fena da değil. Telefon düşük ışıkta iyi iş çıkarıyor ancak etkilemeyi başaramıyor. Yeterli ayrıntı ve düşük gren var. Renkler de iyi görünüyor, evet ancak yüzeylerde çok sayıda ince ayrıntı kayboluyor. Işık kaynakları patlıyor, karanlık alanlar bulanıklaşabiliyor. Yine de sınıfı için güzel sonuçlar aldığını kabul etmek gerek.
Hazır kamera performansından bahsediyorken gün ışığı sonuçlarına da değinelim. Spark 20 Pro+’nun ana kamerası piksel birleştirme nedeniyle varsayılan olarak yaklaşık 12 MP’de fotoğraflar çekiyor. Çekilen fotoğraflar genellikle oldukça güzel görünüyor; bolca ayrıntı içeriyor, düşük gren ve küçük keskinleştirme detayları var. Renkler de oldukça tatmin edici. Dinamik aralık iyi, ancak elbette daha iyi de olabilirdi.
108MP fotoğraflar çekmek için arayüzdeki 108MP modunu açmanız gerekiyor. Burada dosya boyutu tabii ki büyüyecek, ancak sonuçlarda, özellikle ayrıntılara baktığınızda fark edilir bir artış göreceksiniz. Sonuçlar gayet tatmin edici.
Spark 20 Pro+’da ultra geniş kamera bulunmuyor, ancak 2MP makro kamera var. Bu kamera çöözünürlüğüne rağmen şaşırtıcı derecede kullanışlı yakın çekimler yakalayabiliyor. Yeterince ayrıntı var ve renkler güzel ve canlı şekilde çıkıyor.
Peki, SPARK 20 Pro+, selfie çekmek isteyenlere ne sunuyor? Telefonun ön kamerası, 32 MP boyutunda. Bu kamera da genel olarak iyi sonuçlar elde ediyor. Detaylara geldiğimizde ise cilt tonunu sanki doğru yakalayamıyor gibi geldi bize, ancak sonuçlara bir de siz bakın, takdir sizlerin.
Video tarafına geldiğimizde ise, ana kameranın oldukça sağlam QHD videolar çekebildiğini söyleyelim. Videolarda ayrıntı seviyesi iyi, renkler güzel görünüyor. Elbette dinamik aralık ve kontrast daha iyi olabilirdi. Hem ön hem arka kamerayla 2K çözünürlüğünde 30fps video kaydı yapabiliyor telefon. Fakat OIS desteği olmadını söyleyelim.
TECNO SPARK 20 Pro+’ın Performansı Nasıl?
Evet, SPARK 20 Pro+’ın performansını çok merak ettiğinizi tahmin ediyoruz. Markanın bu kadar özenerek tasarladığı ve Pro+ olarak da isimlendirdiği bir telefon, performans konusunda kullanıcılara ne sunuyor, şimdi hep beraber öğrenelim.
SPARK 20 Pro+, Android 14 işletim sistemiyle geliyor. Önce bunu söyleyelim. Yani gayet güncel bir telefon var elimizde. İşlemci olarak MediaTek Helio G99 Ultimate kullanılmış. 8 çekirdekli yapıda tasarlanan bu işlemci 2.2 GHz hıza çıkabilirken, günlük kullanımda, sesli veya görsel uygulamalarda ya da oyunlarda sorunsuz ve kararlı bir performans sergiliyor. Ayrıca telefona Mali-G57 MC2 entegre grafik işlemcisini de sağlıyor.
Ancak hepsi bu kadar değil. Telefonda çok güzel bir özellik var ve bu yönüyle ayrıca beğendik. Telefonda yazılım seviyesinde bir hızlandırma yeteneği bulunuyor. Aurora Engine 2.0 adı verilen yapay zeka destekli bu doping, oyunların açılış hızını yüzde 85’e, popüler uygulamaların açılış hızını ise yüzde 95’e değin artırabiliyor. En azından iddia bu yönde. İkinci bir optimizasyon ise Darwin Engine 2.0 ile geliyor. Bu yapay zeka optimizasyon motoru da oyunların kare hızlarını 8 kat artırıyor. Yine Darwin, oyun oynarken telefonun en az 4°C daha düşük ısıyla çalışmasını sağlıyor. Daha düşük ısı ise işlemcinin ve RAM’lerin daha efektif işlem yapmasına destek oluyor.
Tabii bunlar laboratuvar koşullarında ölçülmüş. Ancak biz genel kullanımda gerçekten telefonun fazlasıyla hızlı ve akıcı olduğunu gördüğümüzü söyleyebiliriz. Genel kullanımda zaten kullandığımız uygulamalarda fazlasıyla rahat çalıştığını gördüğümüz telefon, oyunlarda da fazlasıyla iyi bir performans üretiyor. Özellikle PUBG performansını fazlasıyla beğendik. HD çözünürlükte ve yüksek grafik ayarlarında akıcı bir oyun deneyimi sağlıyor. Ayrıca oyun optimizasyonunu yapabilmeniz için oyun ekranındayken bir oyun içi aracıyla performansı da belirleyebiliyorsunuz.
Buna ek olarak telefonun 8 GB RAM’i ve 8 GB’da genişletişmiş RAM desteği bulunuyor. Yani 8GB fiziksel RAM’ine, 8 GB daha sanal RAM takviyesinde bulunabiliyorsunuz. Bunu da yine ayarlardan halledebilirsiniz.
Depolama alanı ise 256 GB yer sağlıyor. Ancak dediğimiz gibi microSD kart desteği yok. 256 GB oldukça geniş bir alan elbette, yalnız yine de tüm arşivini cebinde taşımak isteyenlerin, bunun için bulut depolama çözümlerine başvurması gerekebilir.
Bu arada son olarak NFC özelliğinin de telefonda bulunduğu söyleyelim. Bu sayede kasa önünde temassız ödeme aracı olarak kullanabilirsiniz ya da en basitinden İstanbulKart’ınıza telefonunuzdan kolayca para yükleyebilirsiniz.
TECNO SPARK 20 Pro+’ın Şarjı Nasıl, Ne Kadar Dayanıyor?
Peki, telefonun pili ne kadar dayanıyor? SPARK 20 Pro+, artık telefon piyasasında standart haline gelen 5000 mAh pil kapasitesine sahip. Bugünün telefonları için donanım özelliklerini ve uygulama kullanım yoğunluklarını düşünecek olursak, yüksek kapa
siteli olarak adlandırdığımız 5000 mAh piller, lüks değil ihtiyaç haline dönüştü diyebiliriz. Bu pil kapasitesiyle normal kullanımda telefonu yaklaşık 2 gün boyunca şarj etmeden kullanabiliyorsunuz. Aktif kullanım noktasında iyi bir eşlikçi. Özellikle web dolaşımı ve video izleme deneyiminde pil tüketimini idareli yapıyor ve 12 – 13 saat boyunca dayanabiliyor. Yalnız oyun optimizasyonu konusunda eli biraz açık. 6 saat civarında bir pil performansı sunuyor.
Şarj konusunda ise 30 dakika içinde yüzde 50’yi rahatlıkla dolduruyor. Tam kapasiteye ise 70 dakika dolaylarında ulaşıyor. Yani gayet hızlı şarj olduğunu söyleyebiliriz.
Sonuç
Evet, geldik sonuca. SPARK 20 Pro+, başta da söylediğimiz gibi uygun fiyatına karşın şaşırtıcı yeteneklere sahip bir telefon olmuş. Çift kavisli ekran tasarımıyla Premium bir telefon görünümü sunan cihaz, performansı, performans iyileştirmeleri, kameraları, ekranı, pil ömrü ve hatta stereo hoparlörleriyle orta segmentte amiral gemisi izleri taşıyor. Genel kalite açısından çok sağlam bulduk doğrusu. Bu anlamda 15 bin TL’lik fiyat etiketini de göz önüne aldığımızda, kolaylıkla önerebileceğimiz bir telefon oluyor.
Not: Bu incelemedeki ürün Tecno Mobile Türkiye tarafından tedarik edilmiştir.
Psikoloji için bilgi mi arıyorsunuz? Telefon Bağımlılığı makalesine göz atın ve Psikoloji hakkında daha fazla bilgi edinin
Eşlerin birbirlerine ve çocuklarına gereken ilgiyi göstermemeleri, telefonda çok fazla vakit geçirmeleri, aslî görevlerini ihmâl etmeleri sonucu aile içinde huzursuzluklar yaşanması kaçınılmaz oluyor. Ailesinin ve kendi yaşamından çaldığı zamanın değerini ancak sağlığını yitirdiği veya ailesini kaybettiğinde fark ediyor kişi.
TEKNOLOJİ, hayatımızın ayrılmaz bir parçası hâline geldi. İnsanoğlunun sabah uyanır uyanmaz yaptığı ilk iş, telefonuna bakmak, “Acaba bir şeyleri kaçırdım mı?” diye kontrol etmek… Elektrik kesintisi olunca sanki hayat durmuş gibi hissediliyor.
Teknoloji mi bizi, biz mi teknolojiyi yönetiyoruz? Bunu kendimize sormamız gerekir. Eğer zamanımızın önemli bir kısmını kapsıyor, insanlarla iletişimimize zarar veriyorsa burada “bağımlılıktan” bahsedebiliriz.
Bağımlılık, “kişinin kullandığı bir nesne veya yaptığı bir eylem üzerinde kontrolünü kaybetmesi ve onsuz bir yaşam sürememeye başlamasıdır”. Yani kullanım ve davranışta irade kalkar ve kişi istese de, istemese de bağımlı kullanımı veya davranışı sürdürür. (Yeşilay)
Kullanım ve davranış, hayatın ciddî bir bölümünü kaplar; kişi, vaktinin büyük bir kısmını ve enerjisini bağımlı olduğu maddeye veya eyleme ayırır bağımlılıkta.
Mobil cihazlar etrafımızı sardı. Nereye kafamızı çevirsek, herkes telefonunun ekranına gömülmüş vaziyette. “Bazen kitapların yerini telefonlar mı aldı?” diye düşünmüyor değilim.
“Bağımlılık” dediğimiz zaman aklınıza sadece uyuşturucu, alkol veya tütün geliyorsa yanılıyorsunuz. Eğer birkaç dakikada bir telefonunuza göz atma ihtiyacı hissediyor ve telefonsuz bir odadan diğer odaya geçmiyorsanız, kötü bir haberimiz var: Siz de bir bağımlısınız! (Ya da bağımlı olma yolunda ilerliyorsunuz.)
Özellikle mesajlaşma, oyun ve sosyal medya uygulamaları, telefon bağımlılığının başlıca sebepleri arasındadır. Hem gençlerin, hem de yetişkinlerin sürekli olarak sosyal medyaya ve internete “bağlı olma” ihtiyacı hissetmeleri alışılmadık bir durum değildir. Bu genellikle gençlerde bir şeyleri kaçırma ve dışarıda bırakılma korkusuna yol açar.
“Acaba ben de telefon bağımlısı mıyım?” diye düşünüyorsanız, şu belirtilere bakarak fikir sahibi olabilirsiniz: Sık sık telefonu kontrol etme ihtiyacı; telefondan uzak kalındığında yoksunluk belirtileri gösterme, sinirlenme, hayata küsme; telefonda geçirilen zaman nedeniyle iş ve okul veriminde düşüş; sosyal hayata karışmaktan kaçınma; telefonda fazla zaman geçirilmesi sebebiyle uyku ve yeme düzeninde bozukluklar; ruhsal, sosyal, adlî ya da bedensel bir sorun oluşturmasına rağmen teknoloji kullanımına devam edilmesi.
İnsan gece yatıp sabah kalktığında bağımlı olarak uyanmaz. Bu bir süreçtir, adım adım ilerler. Bu adımlar bağımlılığın gelişmekte olduğuna dair ciddiye almamız gereken işaretlerdir.
Hayatımıza yeni kelimeler girdi. Bunlardan biri “Nomofobi” (İngilizce “no-mobile-phone phobia”). Cep telefonundan ayrı kalındığında panikleme ve ümitsizliğe düşme korkusu. Bu kişilerde telefondan kısa bir süre uzak kalınması durumunda dürtüsel bozukluklar, öfke hâli ve odaklanma güçlüğü ortaya çıktığı gözlemlenmiştir.
“Phantom titreşim sendromu” ise her an telefon çalıyormuş hissi olarak biliniyor. “Hayâlet titreşim sendromu” olarak da bilinen bu bozuklukta telefon çalmasa bile kişi çalıyormuş hissine kapılır.
Textaphrenia, “mesaj takıntısı” olarak biliniyor. Bu bozuklukta kişiler e-posta ya da SMS’lerinin gidip gitmediğine dair bir kaygı yaşarlar.
Hayat şartları bizi bağımlı olmaya mı itiyor?
İçinde bulunduğumuz hayat şartlarının bize getirdiği yalnızlaşma ve yabancılaşma duygusu, artık gerçek ortamda değil, sanal ortamda var olmaya başlıyor. Ve her gün bununla sanal âleme yeni şeyler eklenerek insanlara hoş ve cazip gösterilmeye çalışılıyor. Yalnız yaşam sürmeye doğru itiliyor insanoğlu. Sonuç olarak mutsuz, memnuniyetiz, ağaçtan ve topraktan uzak yaşam süren, özünden koparılmış bir toplum hâlini aldık. Bunların hepsi psikolojik rahatsızlıklara yol açtığı gibi, telefon bağımlılığını da arttırıyor. Yalnızlık arttıkça, nomofobi olasılığı da artıyor.
Yalnızlık duygusu yaşayan insanlar, telefon ve sair sosyal siteler ile bağlarını kuvvetlendirirken, yüz yüze iletişim kurmayı yavaş yavaş azaltmaya başladılar. Bunun sonucu olarak yüz yüze iletişim eksikliği insanlarda yaygın bir şekilde “yalnızlık” duygusu uyandırmış oluyor.
Teknoloji yüz yüze iletişimi unutturdu. Yurt dışında yapılan bir araştırma sonucuna göre, günde toplam sekiz saatini sanal iletişim kurarak geçiren gençlerin konuşurken muhatapları ile göz kontağı kuramadıkları ya da gözlerini kaçırdıkları gözlemlenmiştir. İletişimse karşılıklı bir etkileşim sürecidir. Etkili iletişim bireyin kendisini tanımasına, tutumlarının farkında olmasına olanak sağlar.
Bağımlılık kişiye hem ruhsal, hem bedensel olarak zarar verir. Bağımlılığın bedensel zararlarına göz atacak olursak, uzun süre hareketsiz şekilde durmak, teknoloji kullanımına bağlı olarak iskelet ve kas sisteminde hasarlar oluşturur. Duruş bozuklukları ortaya çıkar. Göz ile ilgi problemlere ve dil becerilerinde gerilemeye yol açabilir. Psikolojik zararları ise özellikle çocuklarda ve gençlerde uygun olmayan içerikle karşılaşma riski arttığı gibi empati duygusunun körelmesine, acımasızca yapılan yorumlar sebebi ile kötülüğün sıradanlaşmasına, dikkat eksikliğinin ortaya çıkmasına ve artmasına, tahammül seviyesinin zayıflamasına sebep olabilir. Zamanı yönetme güçlüğü, gerçek hayata karışmaktan korkma, öfke ya da yoksunluk belirtileri gösterme gibi kaygı bozuklukları da yaşanabilir.
Araştırmalar, araba kullanırken mesaj yazmak ve gelen mesaja cevap vermenin alkollü araba kullanmak kadar tehlikeli olduğu ortaya koymuştur. İnsanlar araç kullanırken birkaç işi bir arada yapmaya çalışıyorlar. Hem yola, hem telefonun ekranına baktıkları için dikkatleri dağılıyor ve böylece hem kendi canlarını, hem başkalarının hayatını tehlikeye atmış oluyorlar.
Teknoloji bağımlılığı beyni nasıl etkiliyor?
Nörolojik düzeyde teknolojiyi aşırı derecede kullanmak, uyuşturucu, alkol ve diğer bağımlılık yapan maddeleri kullanmak ile aynı şey olmasa da beyin her iki bağımlılığı da aynı şekilde işler. Kişinin oynadığı oyunda üst seviyeye gelmesi veya resimlerine beğeni alması, beynin dopamin ve diğer iyi hissettiren kimyasalları salgılamasına neden olur. Zamanla kişi bu mutluluk hormonunun etkisini tekrar tekrar yaşamak ister. Bundan dolayı daha fazla beğeni ve oyun oynama isteği doğar.
Farkında değiliz ama teknoloji yüzünden beynimiz tembelleşiyor, daha çok unutuyoruz. Düşünme, sorgulama, araştırma gibi beyni besleyen yetilerimiz zamanla köreliyor. Son zamanlarda, ne sorulursa sorulsun, özellikle gençler ve çocuklar sorunun cevabını bilgisayarda arar oldular. Bu durum özellikle beyni gelişmekte olan çocukların düşünce gücünü ve öğrenme kapasitesini azaltmaktadır. Beyin çalışmazsa, bir süre sonra düşünce fonksiyonu yavaşlar ve unutkanlıklar kaçınılmaz olur.
Aşırı internet ve cep telefonu kullanımı sebebiyle aile içi ilişkilerde sorunlar yaşandığını görüyoruz. Eşlerin birbirlerine ve çocuklarına gereken ilgiyi göstermemeleri, telefonda çok fazla vakit geçirmeleri, aslî görevlerini ihmâl etmeleri sonucu aile içinde huzursuzluklar yaşanması kaçınılmaz oluyor. Ailesinin ve kendi yaşamından çaldığı zamanın değerini ancak sağlığını yitirdiği veya ailesini kaybettiğinde fark ediyor kişi.
Giden geri gelmiyor; bunun için zamanın, sağlığın ve sevdiklerinizin kıymetini bilin!
Honor, düzenlediği basın toplantısında Türkiye amaçlarını aktardı ve bir de süpriz bir telefonunu sahneye çıkardı. İşte Honor Magic 5 hakkında bilinmesi gerekenler ve Honor’un Türkiye amaçları.
Honor, geçtiğimiz günlerde bir basın toplantısıyla Türkiye amaçlarını paylaştı. Fakat tanıtımda süpriz bir aygıt da yer alıyordu. Buna az sonra geleceğiz, lakin evvel Honor Türkiye Ülke Müdürü Jeffrey Sunjingfei’ye kulak verelim.
Honor, Huawei’den ayrıldıktan sonra başka bir marka olduğu vurgusunu daima yapıyor. Jeffrey Sunjingfei da bunu işaret ederek Honor’un 2.5 yıl evvel bağımsız bir marka olarak küresel manada süratli biçimde büyümeye devam ettiklerini söyleyerek kelamlarına başladı. Kullanıcıların beğenisine sundukları yeni eserlerin yüksek talep görmeleriyle hakikat yolda olduklarını aktaran Jeffrey, amaçlarının küresel pazarda yakaladıkları bu başarıyı Türkiye pazarında da devam ettirmeyi arzuladıkları olduğunu lisana getirdi. Türkiye maksatlarının, model sayısını çeşitlendirmek, pazar hisselerini 3 yıl içinde önemli halde artırmak ve Türkiye’nin en çok tercih edilen 3 markası ortasında yer almak olduğunu söyleyen Jeffrey Sunjingfei’den sonra ise sahneye Honor Türkiye Kurumsal Bağlantı ve PR Müdürü Çınar Turhan çıktı.
Turhan, bizim de daha evvel incelemesini yaptığımız Honor X9A modeline değindi. Honor X9A’nın 20’den fazla dayanıklılık ve kalite testinden geçtiğini söylerken, sahnede yaptığı canlı test ile de bunu gösterdi. Çınar Turhan, Honor X9A ile ilgili bir de kampanya duyurdu. Buna nazaran Honor Türkiye, 14 Mayıs 2023 tarihine kadar satın alınan Honor X9A aygıtlarda 180 gün fiyatsız ekran değişim garantisi sunacak.
Toplantıda süpriz bir eser de yer alıyordu. Bu telefon Honor’un Kısa bir mühlet evvel düzenlenen Taşınabilir Dünya Kongresi’nde tanıttığı Honor Magic 5 modeli. Sahiden etkileyici bir dizayna sahip. Bilhassa art gövde dizaynıyla dikkat cazibeli duran Honor Magic 5’in özellikleri de amiral gemisi statüsünde.
Magic 5’in art yüzeyi büsbütün cam gerece sahip, lakin telefonun deri seçeneği de bulunuyor. Geriye yerleştirilen devasa kamera bloğu etrafındaki yumuşak geçiş, etraf ışıklarının yansımasını bir nevi kara delik üzere kamera bloğuna toplanmasını sağlıyor.
Snapdragon 8 Gen 2 işlemciden güç sağlayan telefonda, Android 13 işletim sistemi çalışıyor. 8 GB ve 16 GB RAM seçenekleri ile 256 GB ile 512 GB depolama seçeneklerine sahip olan Magic 5, batarya kapasitesi ise 5100 mAh düzeyinde.
Telefonun ekranı 6.73 inç büyüklüğünde olurken, ekranın OLED panelden oluşması önemli bir ayrıntı. Böylelikle renk doğruluğu konusunda kıymetli modellerden biri olmayı hedefleyen Magic 5’in ekran tazeleme suratı 120Hz olurken, zirve noktada 1600 nit parlaklığa erişebiliyor ve HDR10+ desteği de içeriyor.
Telefonun art kamera bloğunda yer alan kameralar da 54 MP ana kamera, 32 MP MP telefoto lens ve 50 MP ultra geniş açılı biçiminde. 4K çözünürlüğünde görüntü kayıt yapabilen telefonun kamera performansını hayli merak ediyoruz.
Peki, Honor Magic 5’in fiyatı ne kadar? Maalesef şu an bu telefon Türkiye’de satışta değil. Daha evvel incelediğimiz vivo X90 Pro+ üzere bu telefonu da daha ayrıntılı incelemek için ülkemize gelmesini bekliyoruz.
vivo, avantajlı kampanyalarına Anneler Günü’nde de devam ediyor. Anneler Günü’ne özel gerçekleştirilen kampanya kapsamında vivo V25, Y35 ve Y22s 6+12GB model akıllı telefon alan kullanıcılara 1.299 TL bedelinde Tefal My Tea Çay Makinası armağan ediyor.
vivo, avantajlı kampanyalarına Anneler Günü’nde de devam ediyor. Anneler Günü’ne özel gerçekleştirilen kampanya kapsamında vivo V25, Y35 ve Y22s 6+12GB model akıllı telefon alan kullanıcılara 1.299 TL bedelinde Tefal My Tea Çay Makinası ikram ediyor. Stoklarla sonlu kampanya kapsamında tüketicileri myvivoshop.com’da sürpriz sepet indirimleri ve ekstra 1 yıl garanti de bekliyor.
2 büyük Android güncelleme ve 3 yıl üretici garantisi ile satışta
vivo V25, Y35 ve Y22s 6+12GB modellerini 2 büyük Android güncellemesi, 3 yıl da Android güvenlik güncelleme garantisi ile sunuyor. Üstelik tüketiciler bu telefonları myvivoshop.com üzerinden satın almaları halinde 2 yıllık standart garantiye ek olarak 1 yıl üretici garantisi ile toplam 3 yıl garanti hakkına da sahip oluyor.
Peki, telefonların özellikleri neler?
vivo V25 5G Özellikleri
Daha evvel incelediğimiz vivo V25 5G, renk değiştiren tasarıyla ilgi cazibeli görünüyor. Gün Doğumu Işıltısı ve Turkuaz Mavisi renk seçeneklerinde güneş ışınlarına ve UV ışığına maruz kaldığında renk değiştirebilen telefon, bunun yanı sıra güçlü özelliklere de sahip. Android 12 işletim sistemini çalıştıran vivo V25 5G, MediaTek MT6877 Dimensity 900 işlemciden güç sağlıyor. Telefonda 8 GB LDDR4X bellek kullanılırken, depolama ünitesi de 256 GB kapasitesinde ve UFS 3.1 formatında. 5G dayanağına de sahip; telefonda Dual-Mode 5G ve Dual 5G Standby takviyesi yer alıyor. 64 MP OIS Ultra Algılama Kamerası ile fotoğraf konusunda da beğeni toplayan telefonda 8 MP ve f/2.2 diyaframlı ultra geniş açılı kamera ile 2 MP makro kamera da yer alıyor.
vivo Y35 Özellikleri
Y35, Snapdragon 680 SoC işlemciden güç sağlıyor ve buna 8 GB RAM eşlik ediyor; ayrıyeten genişletilmiş RAM takviyesi de var. Sahip olduğu 256 GB depolama alanıyla geniş bir kapasite sunan telefonda bu alanı 1 TB’a kadar microSD kart yoluyla artırabiliyorsunuz. Telefon uzun pil ömrüyle de dikkat çekiyor. 7 saatin üzerinde aralıksız oyun oynatabiliyor, 14 saatin üzerinde de HD sinema izletebiliyor. vivo Y35’in ekranı 6.58 inç boyutunda olurken, çözünürlüğü de 2408×1080 piksel düzeyinde. Ekran tazeleme suratının 90Hz olması ise telefona avantaj katan kıymetli yanı.
vivo Y22s Özellikleri
vivo Y22s, gücünü Qualcomm’un yeni 8 çekirdekli işlemcisi Snapdragon 680 ve Android 12 tabanlı Funtouch 12 işletim sisteminden alıyor. 5000 mAh güçlü kapasiteli pili ve AI güç tasarrufu teknolojisi ile uzun pil ömrü sunan telefonlardan biri olan vivo Y22s, tam şarj edildiğinde 21.5 saate kadar çevrimiçi HD sinema izleme yahut 9.4 saate oyun oynama imkanı tanıyor. Telefonda 18W süratli şarjı destekleniyor ve böylelikle kısa mühlet içinde şarj ola biliyor. Buna ek olarak telefonda zıt şarj özelliğinin yer alması da farklı aygıtları şarj edebilmesini sağlıyor.
BackMarket.com’da kıdemli yenileme operasyonları müdürü Kewin Charron, “telefonum neden yavaş çalışıyor” sorusunun mümkün yanıtlarını bakın nasıl listeliyor…
Eski cep telefonlarını yenileme konusunda uzmanlaşmış bir teknik tamir uzmanına nazaran, birden fazla insan telefonların yavaş çalışmasının en kıymetli nedenlerini görmezden geliyor. BackMarket.com’da kıdemli yenileme operasyonları müdürü Kewin Charron, telefonunuzun neden yavaş çalışabileceğine dair tekliflerini özetledi.
Charron’a nazaran, öncelikle birçok uygulamanın art planda “gizlice” çalıştığını ve aygıtınızı yavaşlatabileceğini unutmamanız lazım. Ayrıyeten birden fazla kullanıcının büsbütün farkında olmadığı bir dizi pil optimizasyon özelliği bulunuyor. Neyse ki, hem iOS hem de Android’de pili ağır kullanan uygulamaları kapatmak ve birkaç kolay ayar değişikliğiyle telefonunuzu optimize etmek kolay.
Arka planda çalışan uygulamalar
Charron’un söylediği üzere “Telefonlarımızın artan bilgi süreç gücü, indirilebilecek uygulamaların sayısındaki artışla birleştiğinde, bugün telefon kullanıcılarının her zamankinden daha fazla uygulama kullandığı manasına geliyor.” Charron, uygulamaların art planda çalışarak telefonunuzun RAM’ini ve CPU’sunu tüketebileceğini ve tüm aygıtı yavaşlatabileceğini belirtiyor. Kullanıcılar, çoklukla bu uygulamaların çalıştıklarını hiç fark etmiyorlar.
Bunu denetim altına almak için, telefonunuzun ayarlar menüsünü ziyaret ederek hangi uygulamaların art planda çalışmaya müsaadeleri olduğunu belirlemeniz gerekiyor.
Charron, “hem iPhone hem de Android kullanıcıları, art planda çalışan uygulamaları otomatik olarak denetim etmek ve durdurmak için ayarlarını yapabilir” diyor ve devam ediyor: “Apple kullanıcıları için Ayarlar > Genel > Art Planda Uygulama Yenileme’ye gidin ve Art Planda Uygulama Yenilemeyi büsbütün durdurmak için Wi-Fi, Wi-Fi ve Hücresel Data yahut Kapalı’yı seçin.”
“Android kullanıcıları için de benzeri bir biçimde, art planda hangi uygulamaların çalıştığını görmek için ‘Ayarlar > Geliştirici Seçenekleri > Çalışan Hizmetler’e gidin. Akabinde Ayarlar > Uygulamalar’a giderek, durdurmak istediğiniz bir uygulamayı seçip Zorla Durdur’a dokunarak bu uygulamaları kapatabilirsiniz.”
Charron, “Bunun telefon suratı üzerinde çabucak bir tesiri olacaktır” diyor.
Depolama alanının dolması
Bir telefonun yavaş çalışmasının öbür bir klasik nedeni, telefonun depolama alanının neredeyse dolmasıdır. Bu, telefonun kullanmak için daha az alan olduğu manasına gelir, bu da çalışmasını yavaşlatabilir.
Charron “Telefonlar, uygulamaların aygıtınızda meselesiz çalışmasını sağlayan önbellek ve süreksiz evrakları depolamak için kullanılabilir depolamanın yaklaşık yüzde 10’una muhtaçlık duyar. Kullanılabilir depolama alanına sahip olmak, telefonun yazılımını yeni tutabileceğiniz manasına da gelir” diyor.
Charron, telefonunuzda yer açmak için eski uygulamaları kaldırmanızı (özellikle oyunlar çok fazla alan kullanır) ve görüntüleri silmenizi yahut bulut depolamaya taşımanızı öneriyor.
Pil sorunları
Charron, telefonun yavaş çalışmasının bir öbür yaygın nedeninin pil sıkıntıları olduğunu söylüyor. Daha yeni piller bile, bilhassa çok kullanılmışlarsa arızalanabilir ve telefonunuzun ekranında her vakit pilinizin gerçek kıymetlerini göremeyebilirsiniz.
Charron, en son işletim sistemiyle güncellenmiş bir iPhone 6 yahut sonraki bir sürümüne sahipseniz, pilinizin yüzde 0 ile 100 ortasında bir yerde bulunacak azamî kapasitesini görüntülemek için Ayarlar > Pil > Pil Sağlığı’nı tıklayabileceğinizi belirtiyor. Tipik bir Apple pili, özgün kapasitesinin yüzde 80’ini korumalıdır. Pil yaşlandıkça bu yüzde düşebilir ve bu da pilin artık çok fazla şarj tutamamasına neden olur.
Solana, açıklamasında telefonunun 8 mayısta satışa sunulacağını açıkladı.
Solana, açıklamasında telefonunun 8 mayısta satışa sunulacağını açıkladı.
Solana, bir devirdir çıkaracağı telefon ile gündeme gelmeye devam ediyor. Şirket son açıklamasında telefonun satışa çıkacağı tarihi verdi.
Solana, Telefonunun Satışa Çıkacağı Tarihi Açıkladı
Solana Labs, Blockchain tabanlı telefonu Saga’yı halka açık satışa çıkarıyor. Saga, kriptoyu insanların cebine taşımayı amaçlayan öteki aygıtlardan farklı olarak, kripto kullanımını donanım ve yazılımıyla entegre eden bir dizi özel eklenti olan “Solana Mobile Stack” (SMS) ile bir arada geliyor. SMS, aygıtta kripto para göndermek, almak ve depolamak için yerleşik güvenlik özellikleri kullanıma sunacak.
Saga‘nın farklı bir özelliği ise kendine özel bir dApp mağazasıdır. DApp mağazası, yalnızca kripto uygulamalarını içerecek. Solana, bu mağazada uygulamalar için ekstra fiyat talep etmeyeceğini de belirtti.
Solana, Saga’nın özelliklerini geliştirmeye devam ediyor. Şirket, aygıtın gelecekte daha fazla uygulama ve bilhassa birlikte sunulacağını da açıklamalarına ekledi. Saga‘nın piyasaya sürülmesi, daha evvel kripto bazlı akıllı telefon yaratma gayretlerinde başarısız olan başka büyük telefon üreticileri için bir örnek teşkil edebilir.